Kronik Hastalıkların Altında Yatan En Büyük Neden: İNFLAMASYON!

 

Doğduğun günden bu yana bedenine yaptığın en büyük yatırım olan beslenmenin, vücuduna olan etkilerini hiç inceledin mi? Özellikle kronik bir hastalığın varsa ya da bu riski taşıyorsan, doğduğun günden bugüne buna ne sebep olmuş olabilir? Vücuduna tek sokma yetkin olan besinlerin yolculuğuna beraber çıkalım!

 

Konumuz: İnflamasyon. Aslında daha önce inflamasyonla birçoğumuz tanıştık. Ayağınız takıldı ve yere düştünüz, bağışıklık siteminiz aktifleşti, yanıt olarak kızarıklık, şişlik ve iltihap oluştu. Ya da kronik bir hastalığınız var. Örneğin, diyabet, böbrek yetmezliği, hipertansiyon gibi… Bunlar da size uzun vadede küçük oluşumlarla meydana gelen inflamasyonu hatırlatmalıdır.

 

Kısaca; inflamasyon, enfeksiyon ya da yaralanma durumunda hücrelerin iyileşme amacıyla verdiği yanıttır. Çoğumuz inflamasyonu acı ve şişmenin kaynağı olarak biliyoruz fakat bu düşündüğümüzden daha karmaşık bir süreçtir. İnflamasyon dokuların iyileşmesini sağlamak için bağışıklık sistemini aktifleştirir ve kan akışını arttıran maddeleri üretir. Bu vücudumuzun bizi korumak için verdiği sağlıklı ve pozitif bir tepkidir.

 

Negatif tepki ise düşük seviyede inflamasyonun vücudumuzda devamlı (kronik) olarak oluşmasıdır. Kronik inflamasyon doku hasarına sebep olur ve hastalıkların riskini arttırır. Örneğin, kalp rahatsızlıkları kronik ve kan akışındaki düşük seviyede bulunan inflamasyon ile ilgilidir. Astım hava yollarındaki bronşlarda oluşan inflamasyona karşı verilen cevaptır. İnflamasyon birçok kanser türlerinin oluşumuyla ya da gelişimiyle ilgili de olabilir.

 

İnflamasyon durumunu içeren isimlerin sonunda ‘-it’  eki eklenir; gastrit (mideyle ilgili inflamasyon), artrit (eklemlerle ilgili inflamasyon ) olarak biliyoruz.

 

Vücudunda oluşan inflamasyonun birincil sebebini açıklıyoruz! Bedenine aldığın yağların içeriğinden haberdar mısın? Sana daha doğru seçimler yapman ve sağlığına katkıda bulunman için kanıta dayalı bilgileri pratikle buluşturuyoruz.

 

Sağlıklı beslenme planında bulunan omega - 6 ile omega - 3 yağ asitleri oranımız 4 gram omega – 6 için 1 gram omega – 3 olmalıdır. Ancak, günümüzün toplumsal araştırmalarını incelediğimizde, bu oranın yaklaşık 20 gram omega-6 için, yalnızca 1 gram omega – 3 tükettiğimizi görmekteyiz.

 

Yüksek miktarda omega – 6 ve trans yağ asidi alımı, vücudumuzda omega – 3 yağlarının kullanımını azaltır. Bu nedenle omega – 6’dan zengin yiyeceklerin tüketimini azaltmalıyız. Bunlardan en sık kullanılanları mısır ve ayçiçeği yağlarıdır. Aşağıdaki tabloda omega - 3 ve omega - 6 içeren besinleri bulabilirsin: 

 

Omega – 6 ve omega – 3 yağların vücudumuzda önemli görevleri vardır. Ancak, doğru miktarda tükettiğimizde görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirirler. Bu oranı sağlamak istiyorsan, paketlenmiş ürünleri rutin beslenme planında tüketmemelisin, dışarıda yemek yemeği alışkanlık haline getirmemelisin ve yemek yaparken kullandığın yağları özenle seçmelisin! 


Şimdi, eline bir kağıt ve kalem al, beslenme ve egzersiz alışkanlıklarında yukarıdaki bilgilere dayanarak neleri değiştirebileceğini yaz. Örneğin, "Artık salatalarıma öğütülmüş keten tohumu serpeceğim ve dışarıda maksimum haftada iki kez yemek yiyeceğim." yazabilirsin. Belirlediğin hedefler senin için gerçekçi olmalı! 
 

Facebook'ta Paylaş!
Twitter'da Paylaş!
Please reload

En çok okunan makalemiz

Evde Durma & Beslenme

1/1
Please reload

Makalelerimiz
Please reload

Etiket
Please reload

Bizi takip edin!
  • Facebook Basic Square
  • Black Instagram Icon
  • LinkedIn Social Icon

© 2016 Rays'up Nutrition & Studio by Raysa Büyükbahar Uzunyol 

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black LinkedIn Icon